FECR

TEFSİR
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
İyiliği sonsuz, ikramı bol Allah’ın adıyla,


(Fecr 89/1)
وَالْفَجْرِۙ
Fecir[1*] vaktinin[2*],

[1*] Gece üç bölümdür, ikisi akşamın ve sabahın alacakaranlığı, üçüncüsü de bu ikisinin ortasıdır. Doğu ufkunda sabahın alacakaranlığı başladığı an fecir vakti başlar. Fecir iki bölümdür, birincisi seher ve sahur vaktidir. Doğu ufkunda bir daire gibi yükselmeye başlayan ışık, sabah namazı vaktinin girdiği izlenimini verdiği için yalancı fecir = fecr-i kâzib diye adlandırılır. Altta siyah, üstte beyaz ışık çizgileri, ufuk boyunca paralel bir şekilde uzamaya başladığı an sabah namazı ve oruca başlama vakti girer. Güneş doğunca gece biter.

[2*] Buraya kadar olan dört âyette Allah yemin etmektedir. Allah’ın bir şeye yemin etmesi, o şeyin önemine vurgu yapmak ve daha sonra gelen şeye dikkat çekmek içindir. Bu yüzden biz, bu anlama uygun meal verdik.

 

(Fecr 89/2)
وَلَيَالٍ عَشْرٍۙ
On gecenin[*],

[*] Taberî’de ve birçok tefsirde bunların Ramazan’ın son on günü, Zilhicce’nin ilk on günü veya Muharrem’in ilk on günü olduğuna dair görüşler nakledilir. Kur’an âyetleri birbirini açıkladığı için Ramazan’ın son on günü olması gerekir. Çünkü (Bakara 2/187) âyette Ramazan’da mescidde itikaftan söz edilmiş, Nebîmiz de kendine katılan müslümanlarla birlikte Ramazan’ın son on gününü  itikâfla geçirmiştir. Kur’an’da Zilhicce’nin ilk on günü veya Muharrem’in ilk on günü ile ilgili bir işaret yoktur. Kadir gecesinin bu günlerden birine rastlayan gece olduğunu bildirmiştir.

 

(Fecr 89/3)
وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِۙ
onların çiftli ve tekli olanlarının,


(Fecr 89/4)
وَالَّيْلِ اِذَا يَسْرِۚ
yaşanırken[1*] o gecenin (Kadir Gecesinin)[2*] hakkı için[3*].

[1*] Ayetin kelime kelime anlamı “geçip giderken o gecenin” şeklindedir. Gecenin geçip gitmesi, girdiği andan sabaha kadar sürer. Bize göre bunun Türkçe’ye en iyi tercümesi “yaşanırken o gecenin” şeklindedir.

[2*] Allah Teâlâ sadece Kadir Gecesi ile ilgili bir sure indirmiş ve o surenin son âyetinde şöyle buyurmuştur: “O gece, tanyeri ağarıncaya kadar güvenlik ve esenlik gecesidir.” (Kadr 97/5) Şu âyetler, o gece melekler arasında görev paylaşımı yapıldığını anlatır: “Hâ, Mîm. Her şeyi açıklayan Kitap hakkı için, biz onu (Kur’an’ı) mübarek bir gecede indirdik, biz uyarılar yaparız. Karara bağlanmış her iş o gece dağıtılır. Katımızdan belirlenmiş işe göre elçiler (melekler) göndeririz. O, Rabbinin bir ikramı olur. O dinler ve bilir.” (Duhân 44/1-6Kadir Gecesinin Ramazan’da olduğunu da şu âyetten öğreniyoruz: “Ramazan ayı, nsanlara rehber olan ve rehberin açıklayıcı âyetlerinden oluşan Kur’ân’ın, o Furkan’ın indirildiği aydır.” (Bakara 2/185) Bu surenin ikinci âyeti de Kadir gecesinin Ramazan’ın son 10 gününde olduğunun delilidir.

[3*] Buraya kadar olan üç âyette Allah yemin etmektedir. Allah’ın bir şeye yemin etmesi, sadece o şeyin önemine vurgu yapmak içindir. Bu yüzden biz, bu anlama uygun meal verdik.

 

(Fecr 89/5)
هَلْ ف۪ي ذٰلِكَ قَسَمٌ لِذ۪ي حِجْرٍۜ
Bunlar kendine hâkim olanlar açısından değerli şeylerdir, değil mi?


(Fecr 89/6)
اَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍۙۖ
Rabbinin (Sahibinin) Ad halkına nasıl davrandığını gözünde canlandırmadın mı[*]?

[*] Hud aleyhisselamın Elçi olarak gönderildiği halka uygulanan ceza şu âyetlerde geçmektedir: Hud 11/58-60, Şuarâ 26/129, Fussilet 41/13-16, Ahkâf 46/21-26, Zariyat 51/41-42, Kamer 54/18-21, El- Hâkka  69/6-8.


(Fecr 89/7)
اِرَمَ ذَاتِ الْعِمَادِۙۖ
Hele sütunlu İrem’e?


(Fecr 89/8)
اَلَّت۪ي لَمْ يُخْلَقْ مِثْلُهَا فِي الْبِلَادِۙۖ
İrem öyle bir şehirdi ki onun gibisi hiçbir yerde kurulmamıştı.


(Fecr 89/9)
وَثَمُودَ الَّذ۪ينَ جَابُوا الصَّخْرَ بِالْوَادِۙۖ
Bir de vadideki kayaları oyan Semûd’a[*] bak!

[*] Bunlara elçi olarak Salih aleyhisselam gönderilmiştir. Onlara  uygulanan ceza şu âyetlerde geçer: Araf 7/73-79, Hud 11/61-68, Şuarâ 26/141-159, Neml 27/45-53, Fussilet 41/17-18, Zariyat 51/43-45, Kamer 54/23-31, Hâkka 69/5, Şems 91/11-15.


(Fecr 89/10)
وَفِرْعَوْنَ ذِي الْاَوْتَادِۙۖ
Dağ gibi binaları[*] (piramitleri) olan Firavun’un başına gelenler de bir başka!

[*] Dağ gibi anlamını vermemiz evtad = الْأَوْتَادِ kelimesinden dolayıdır. Bir ayette “Dağları evtad yaptık”(Nebe 78/7) buyrulmaktadır.

 

(Fecr 89/11)
اَلَّذ۪ينَ طَغَوْا فِي الْبِلَادِۙۖ
Bunlar ülkelerinde, hadlerini aşmış kimselerdi.


(Fecr 89/12)
فَاَكْثَرُوا ف۪يهَا الْفَسَادَۙۖ
Oralarda, bozgunculuklarını iyice artırmışlardı.


(Fecr 89/13)
فَصَبَّ عَلَيْهِمْ رَبُّكَ سَوْطَ عَذَابٍۙۖ
Rabbin (Sahibin) de paylarına düşen azabı, tepelerine indirdı.


(Fecr 89/14)
اِنَّ رَبَّكَ لَبِالْمِرْصَادِۜ
Çünkü Rabbin (Sahibin) sürekli gözetleme halindedir.


(Fecr 89/15)
فَاَمَّا الْاِنْسَانُ اِذَا مَا ابْتَلٰيهُ رَبُّهُ فَاَكْرَمَهُ وَنَعَّمَهُ فَيَقُولُ رَبّ۪ٓي اَكْرَمَنِۜ
İnsana gelince! Rabbi /Sahibi onu yıpratıcı bir imtihana soktuğunda ikram eder ve nimet verirse: "Rabbim ikramı bana yaptı!" der.


(Fecr 89/16)
وَاَمَّٓا اِذَا مَا ابْتَلٰيهُ فَقَدَرَ عَلَيْهِ رِزْقَهُ فَيَقُولُ رَبّ۪ٓي اَهَانَنِۚ
Onu yıpratıcı bir imtihana sokar, bu defa da rızkını daraltırsa: “Rabbim beni rezil etti!” der.


(Fecr 89/17)
كَلَّا بَلْ لَا تُكْرِمُونَ الْيَت۪يمَۙ
Hayır! Aslında siz yetime ikramda bulunmuyorsunuz.


(Fecr 89/18)
وَلَا تَحَٓاضُّونَ عَلٰى طَعَامِ الْمِسْك۪ينِۙ
Çaresiz birini doyurmak için birbirinizi teşvik bile etmiyorsunuz.


(Fecr 89/19)
وَتَأْكُلُونَ التُّرَاثَ اَكْلًا لَمًّاۙ
Helal-haram demeden mirası yiyorsunuz.


(Fecr 89/20)
وَتُحِبُّونَ الْمَالَ حُبًّا جَمًّاۜ
Mal biriktirmeyi de pek seviyorsunuz.


(Fecr 89/21)
كَلَّٓا اِذَا دُكَّتِ الْاَرْضُ دَكًّا دَكًّاۙ
Hayır! Yeryüzü un ufak edilip dümdüz olunca,


(Fecr 89/22)
وَجَٓاءَ رَبُّكَ وَالْمَلَكُ صَفًّا صَفًّاۚ
melekler de sıra sıra dizili iken Rabbin gelmiş olacaktır[*].

[*] Ayetin kelime kelime anlamı şöyledir: “Melekler sıra sıra dizili iken Rabbin gelmiş olacaktır.” Allah her zaman, her yerde vardır. Onun emri olmadan hiçbir şey olmayacağından bu ifade mecazdır. Yukarıdaki meal ondan dolayı verilmiştir.

 

(Fecr 89/23)
وَج۪ٓيءَ يَوْمَئِذٍ بِجَهَنَّمَ يَوْمَئِذٍ يَتَذَكَّرُ الْاِنْسَانُ وَاَنّٰى لَهُ الذِّكْرٰىۜ
O gün Cehennem de getirilmiş olur. O gün insan doğru bilgileri hatırlar ama o doğru bilgilerin ona ne faydası olur ki!


(Fecr 89/24)
يَقُولُ يَا لَيْتَن۪ي قَدَّمْتُ لِحَيَات۪يۚ
Şöyle der: “Ah! Keşke şimdiki hayatım için önceden bir şeyler yapsaydım!”


(Fecr 89/25)
فَيَوْمَئِذٍ لَا يُعَذِّبُ عَذَابَهُٓ اَحَدٌۙ
O gün Rabbinin ona verdiği azabı kimse veremez.


(Fecr 89/26)
وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُٓ اَحَدٌۜ
Onun vuracağı bağı da kimse vuramaz.


(Fecr 89/27)
يَٓا اَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُۗ
Ey içi rahat olan kişi![*]

[*] “Kalpler ancak Allah’ın zikri (Kur’ân) ile rahatlar.” (Ra’d 13/28)


(Fecr 89/28)
اِرْجِع۪ٓي اِلٰى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَرْضِيَّةًۚ
Sen de Rabbine /Sahibine dön! Sen razı, Rabbin razı!


(Fecr 89/29)
فَادْخُل۪ي ف۪ي عِبَاد۪يۙ
Kullarımın içine gir![*],

[*] Kim Allah’a yani Elçisine (onunla gönderilen Kitaba) boyun eğerse onlar, Allah’ın mutluluk verdiği nebîler, doğru kişiler, bilginler ve iyilerle beraber olacaklardır. Onlar ne iyi arkadaştırlar!” (Nisa 4/69)


(Fecr 89/30)
وَادْخُل۪ي جَنَّت۪ي
Cennetime gir!