ZARİYAT

TEFSİR
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
İyiliği sonsuz, ikramı bol Allah’ın adıyla,


(Zariyat 51/1)
وَالذَّارِيَاتِ ذَرْوًا
Zirveye tırmananlar


(Zariyat 51/2)
فَالْحَامِلَاتِ وِقْرًا
Yük altına girenler


(Zariyat 51/3)
فَالْجَارِيَاتِ يُسْرًا
Kolayca yol bulanlar


(Zariyat 51/4)
فَالْمُقَسِّمَاتِ أَمْرًا
ve işi paylaştıranlar önemli olduğu gibi


(Zariyat 51/5)
إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَصَادِقٌ
Size verilen sözlerin doğruluğunda şüphe etmemeniz de önemlidir[*].

[*] Yemin….

تفسير القرطبي - (17 / 29)

وإذا أقسم الرب بشيء أثبت له شرفا وقيل المعنى ورب الذاريات والجواب { إنما توعدون } أي الذي توعدونه من الخير والشر والثواب والعقا { لصاد } لا كذب فيه ومعنى لصادق لصدق وقع الاسم موقع المصدر { وإن الدين لواقع } يعني الجزاء نازل بكم ثم ابتدأ

 

 


(Zariyat 51/6)
وَإِنَّ الدِّينَ لَوَاقِعٌ
Evet, hesap verme günü gerçekleşecektir.


(Zariyat 51/7)
وَالسَّمَاءِ ذَاتِ الْحُبُكِ
Yörüngelerle dolu gök de önemlidir.


(Zariyat 51/8)
إِنَّكُمْ لَفِي قَوْلٍ مُخْتَلِفٍ
Sizin çelişkili bir söylem içinde olduğunuzu bilmeniz de önemlidir


(Zariyat 51/9)
يُؤْفَكُ عَنْهُ مَنْ أُفِكَ
Hesap verme inancından çevrilen çevrilene.


(Zariyat 51/10)
قُتِلَ الْخَرَّاصُونَ
Kurgularını gerçek gibi sunanlar kahrolsunlar.


(Zariyat 51/11)
الَّذِينَ هُمْ فِي غَمْرَةٍ سَاهُونَ
Onlar bir beklentiyle hoş görünenlerdir[*].

[*] Buradaki sehv, kendi yanlışından kaynaklanan sehivdir.

Allah Teala şöyle buyurur:

4) İbadet de eden bu gibi kimselerin çekecekleri var.

5) Bunlar ibadetlerini önemsemezler.

6) Onlar gösteriş yaparlar.

7) Küçük yardımlara bile engel olurlar. (Maun 107/4-7)

Burada anlatılan kişiler de kendilerini iyi göstererek kurgular kuran ve dini arzulara uyduranlardır. 


(Zariyat 51/12)
يَسْأَلُونَ أَيَّانَ يَوْمُ الدِّينِ
Hesap verme günü ne zaman diye sorarlar.


(Zariyat 51/13)
يَوْمَ هُمْ عَلَى النَّارِ يُفْتَنُونَ
Sordukları, kendilerinin ateşte yanacakları gündür!


(Zariyat 51/14)
ذُوقُوا فِتْنَتَكُمْ هَٰذَا الَّذِي كُنْتُمْ بِهِ تَسْتَعْجِلُونَ
O gün onlara; “Yaktığınız ateşin tadına varın; bir an önce gelmesini istediğiniz işte bu” denecek.


(Zariyat 51/15)
إِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ
Kendini bozmamış olanlar[*] ise bahçelerde ve pınar başlarında olurlar,

[*] Muttaki - (takva sahipleri): Allah’tan çekinerek korunan ve kendini bozmamış olan kimselerdir. Bakınız Bakara 2/2.


(Zariyat 51/16)
آخِذِينَ مَا آتَاهُمْ رَبُّهُمْ ۚ إِنَّهُمْ كَانُوا قَبْلَ ذَٰلِكَ مُحْسِنِينَ
Rablerinin (Sahiplerinin) ikramını alırlar. Onlar daha önce iyi davranan kimselerdi.


(Zariyat 51/17)
كَانُوا قَلِيلًا مِنَ اللَّيْلِ مَا يَهْجَعُونَ
Geceleri az uyurlar.


(Zariyat 51/18)
وَبِالْأَسْحَارِ هُمْ يَسْتَغْفِرُونَ
Seher vakitlerinde bağışlanma dilerler.


(Zariyat 51/19)
وَفِي أَمْوَالِهِمْ حَقٌّ لِلسَّائِلِ وَالْمَحْرُومِ
Mallarından, isteyenlere ve yoksullara pay ayırırlar.


(Zariyat 51/20)
وَفِي الْأَرْضِ آيَاتٌ لِلْمُوقِنِينَ
Kesin bilgi sahibi olmak isteyenler için yeryüzünde belgeler var!


(Zariyat 51/21)
وَفِي أَنْفُسِكُمْ ۚ أَفَلَا تُبْصِرُونَ
Kendinizde de var; gözlemlemiyor musunuz?


(Zariyat 51/22)
وَفِي السَّمَاءِ رِزْقُكُمْ وَمَا تُوعَدُونَ
Rızkınız göklerde; size söz verilenler de oradadır.


(Zariyat 51/23)
فَوَرَبِّ السَّمَاءِ وَالْأَرْضِ إِنَّهُ لَحَقٌّ مِثْلَ مَا أَنَّكُمْ تَنْطِقُونَ
Göğün ve yerin Rabbinin (Sahibinin) hakkı için o (söz verilen şey), aranızdaki konuşmalar kadar gerçektir.


(Zariyat 51/24)
هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ ضَيْفِ إِبْرَاهِيمَ الْمُكْرَمِينَ
İbrahim’in ikramını gören konukların bilgisi sana ulaştı değil mi?


(Zariyat 51/25)
إِذْ دَخَلُوا عَلَيْهِ فَقَالُوا سَلَامًا ۖ قَالَ سَلَامٌ قَوْمٌ مُنْكَرُونَ
Hani yanına girmiş, “Selam!” demişlerdi. O (İbrahim): “Size de selam, tuhaf bir topluluksunuz” demişti.

 

 


(Zariyat 51/26)
فَرَاغَ إِلَىٰ أَهْلِهِ فَجَاءَ بِعِجْلٍ سَمِينٍ
Sezdirmeden hane halkına yönelmiş; besili bir buzağı (pişirtip) getirmişti.


(Zariyat 51/27)
فَقَرَّبَهُ إِلَيْهِمْ قَالَ أَلَا تَأْكُلُونَ
Önlerine koydu; “Yemez misiniz?” dedi.


(Zariyat 51/28)
فَأَوْجَسَ مِنْهُمْ خِيفَةً ۖ قَالُوا لَا تَخَفْ ۖ وَبَشَّرُوهُ بِغُلَامٍ عَلِيمٍ
Hallerinden içine korku düştü. “Korkma” dediler ve ona, bilgili bir oğul müjdesi verdiler.


(Zariyat 51/29)
فَأَقْبَلَتِ امْرَأَتُهُ فِي صَرَّةٍ فَصَكَّتْ وَجْهَهَا وَقَالَتْ عَجُوزٌ عَقِيمٌ
Karısı çığlık atarak döndü ve ellerini yüzüne vurarak: “Kocamış kısır bir kadından mı?” dedi.


(Zariyat 51/30)
قَالُوا كَذَٰلِكِ قَالَ رَبُّكِ ۖ إِنَّهُ هُوَ الْحَكِيمُ الْعَلِيمُ
“Aynen öyle; bunu Rabbin (Sahibin) söyledi” dediler. “O, doğru kararlar veren ve her şeyi bilendir”


(Zariyat 51/31)
قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ أَيُّهَا الْمُرْسَلُونَ
İbrahim: “Elçiler! Asıl göreviniz nedir?” diye sordu.


(Zariyat 51/32)
قَالُوا إِنَّا أُرْسِلْنَا إِلَىٰ قَوْمٍ مُجْرِمِينَ
“Günahkar bir topluluğa gönderildik” dediler.


(Zariyat 51/33)
لِنُرْسِلَ عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِنْ طِينٍ
“Üzerlerine (pişmiş) balçıktan taş yağdırmak için görevlendirildik.”


(Zariyat 51/34)
مُسَوَّمَةً عِنْدَ رَبِّكَ لِلْمُسْرِفِينَ
"Rabbin (Sahibin) katında damgalanmış, aşırı davrananlara özel taşlar..."


(Zariyat 51/35)
فَأَخْرَجْنَا مَنْ كَانَ فِيهَا مِنَ الْمُؤْمِنِينَ
Orada inananlardan kim varsa dışarı çıkardık...


(Zariyat 51/36)
فَمَا وَجَدْنَا فِيهَا غَيْرَ بَيْتٍ مِنَ الْمُسْلِمِينَ
Bir ev dışında Allah’a tam teslim olmuş (müslüman) kimse bulamadık.


(Zariyat 51/37)
وَتَرَكْنَا فِيهَا آيَةً لِلَّذِينَ يَخَافُونَ الْعَذَابَ الْأَلِيمَ
Üzüntü verici azaptan korkanlar için orada bir belge (ayet) de bıraktık.


(Zariyat 51/38)
وَفِي مُوسَىٰ إِذْ أَرْسَلْنَاهُ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ بِسُلْطَانٍ مُبِينٍ
Bir de Musa var. Onu açık bir delil (mucize) ile Firavun’a elçi gönderdik.


(Zariyat 51/39)
فَتَوَلَّىٰ بِرُكْنِهِ وَقَالَ سَاحِرٌ أَوْ مَجْنُونٌ
Firavun ve çevresi ona yakınlık göstermedi: “Ya büyücü, ya da cinlerin etkisine girmiş biri” dediler.


(Zariyat 51/40)
فَأَخَذْنَاهُ وَجُنُودَهُ فَنَبَذْنَاهُمْ فِي الْيَمِّ وَهُوَ مُلِيمٌ
Nihayet Firavunu tuttuk, ordusuyla birlikte denizin içinde darmadağınık ettik. O sırada o, kendini kınıyordu.


(Zariyat 51/41)
وَفِي عَادٍ إِذْ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمُ الرِّيحَ الْعَقِيمَ
Ad Kavmi hakkında da bilgin var. Hani üzerlerine köklerini kurutan bir rüzgar göndermiştik.


(Zariyat 51/42)
مَا تَذَرُ مِنْ شَيْءٍ أَتَتْ عَلَيْهِ إِلَّا جَعَلَتْهُ كَالرَّمِيمِ
Üstünden geçtiği hiç bir şeyi bırakmıyor, kül gibi savuruyordu.


(Zariyat 51/43)
وَفِي ثَمُودَ إِذْ قِيلَ لَهُمْ تَمَتَّعُوا حَتَّىٰ حِينٍ
Semud topluluğu da öyle. Onlara: “Bir süre oyalanın” denmişti.


(Zariyat 51/44)
فَعَتَوْا عَنْ أَمْرِ رَبِّهِمْ فَأَخَذَتْهُمُ الصَّاعِقَةُ وَهُمْ يَنْظُرُونَ
Rablerinin (Sahiplerinin) emrinden uzaklaşıp büyüklenmişlerdi. Sonra göz göre göre onları yıldırımlar çarpmıştı.


(Zariyat 51/45)
فَمَا اسْتَطَاعُوا مِنْ قِيَامٍ وَمَا كَانُوا مُنْتَصِرِينَ
Yerlerinden kalkamadılar, kimseden de yardım görmediler.


(Zariyat 51/46)
وَقَوْمَ نُوحٍ مِنْ قَبْلُ ۖ إِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمًا فَاسِقِينَ
Daha önce Nuh’un toplumuna da (yardım edilmedi). Onlar da yoldan çıkmış bir topluma dönüşmüşlerdi.


(Zariyat 51/47)
وَالسَّمَاءَ بَنَيْنَاهَا بِأَيْدٍ وَإِنَّا لَمُوسِعُونَ
Göğü ellerimizle bina gibi yaptık. Biz bunu yapacak güçteyiz.


(Zariyat 51/48)
وَالْأَرْضَ فَرَشْنَاهَا فَنِعْمَ الْمَاهِدُونَ
Yeryüzünü de dayayıp döşedik. Onu ne güzel beşik yaptık[*].

[*] ...


(Zariyat 51/49)
وَمِنْ كُلِّ شَيْءٍ خَلَقْنَا زَوْجَيْنِ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ
Yarattığımız her şeyi iki eş olarak yarattık; belki bilginizi kullanırsınız.


(Zariyat 51/50)
فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ ۖ إِنِّي لَكُمْ مِنْهُ نَذِيرٌ مُبِينٌ
“Öyleyse Allah’a (yoluna) koşun. Ben O’nun size gönderdiği doğruları açıklayan bir uyarıcıyım.


(Zariyat 51/51)
وَلَا تَجْعَلُوا مَعَ اللَّهِ إِلَٰهًا آخَرَ ۖ إِنِّي لَكُمْ مِنْهُ نَذِيرٌ مُبِينٌ
“Allah’ın yanına başka ilah katmayın. Ben O’nun size gönderdiği doğruları açıklayan bir uyarıcıyım.”


(Zariyat 51/52)
كَذَٰلِكَ مَا أَتَى الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ مِنْ رَسُولٍ إِلَّا قَالُوا سَاحِرٌ أَوْ مَجْنُونٌ
Hep öyle oldu; daha önce de hangi elçi gelse, ya büyücü ya da cinlerin etkisine girmiş dediler.


(Zariyat 51/53)
أَتَوَاصَوْا بِهِ ۚ بَلْ هُمْ قَوْمٌ طَاغُونَ
Ağız birliği mi yapıyorlar? Aslında, onlar azgınlar topluluğudur.


(Zariyat 51/54)
فَتَوَلَّ عَنْهُمْ فَمَا أَنْتَ بِمَلُومٍ
Artık onlarla ilgilenme; sen bundan dolayı kınanacak değilsin.


(Zariyat 51/55)
وَذَكِّرْ فَإِنَّ الذِّكْرَىٰ تَنْفَعُ الْمُؤْمِنِينَ
Yalnızca (Kuran’dan) bilgi ver. Çünkü o bilgi inananlar için yararlı olur.


(Zariyat 51/56)
وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْإِنْسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ
Cinleri ve insanları, kulluğu sadece bana yapsınlar diye yarattım.


(Zariyat 51/57)
مَا أُرِيدُ مِنْهُمْ مِنْ رِزْقٍ وَمَا أُرِيدُ أَنْ يُطْعِمُونِ
Onlardan ne bir nimet beklerim ne de beni doyurmalarını isterim.


(Zariyat 51/58)
إِنَّ اللَّهَ هُوَ الرَّزَّاقُ ذُو الْقُوَّةِ الْمَتِينُ
Bütün nimetleri veren Allah’tır. O çok güçlüdür; sapasağlamdır.


(Zariyat 51/59)
فَإِنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُوا ذَنُوبًا مِثْلَ ذَنُوبِ أَصْحَابِهِمْ فَلَا يَسْتَعْجِلُونِ
Yanlış yapanların cezası (aynı suçu işleyen) arkadaşlarının cezasına denk ceza olacaktır ; acele etmesinler.


(Zariyat 51/60)
فَوَيْلٌ لِلَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ يَوْمِهِمُ الَّذِي يُوعَدُونَ
Ayetleri görmezlikten gelenlerin (kafirlerin), tehdit edildikleri gün gelince çekecekleri var.