TEKVİR

TEFSİR
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
İyiliği sonsuz, ikramı bol Allah’ın adıyla,


(Tekvir 81/1)
إِذَا الشَّمْسُ كُوِّرَتْ
Güneşin çevresi sarılınca,


(Tekvir 81/2)
وَإِذَا النُّجُومُ انْكَدَرَتْ
Yıldızlar kararınca,


(Tekvir 81/3)
وَإِذَا الْجِبَالُ سُيِّرَتْ
Dağlar yürütülünce,


(Tekvir 81/4)
وَإِذَا الْعِشَارُ عُطِّلَتْ
Birlik ve beraberlikler bitirilince[*]

[*] Âyetteki işâr = الْعِشَارُ ;  عشراء’nın çoğulu sayılır ve ona, on aylık hamile develer anlamı verilir. Bize göre bu anlam buraya uymaz. Çünkü Güneşin dürüldüğü, yıldızların karardığı ve dağların yürütüldüğü ortamda bütün canlılar ölmüş olur.

İşâr, tıpkı muâşeret gibi عاشر fiilinin mastarı olduğundan ona muâşeret yani birlikte yaşama anlamı vermek gerekir. Zaten 

“Sura üfürüldü mü o gün artık aralarında ne soy bağı kalır ne de birbirlerini arayıp sorarlar.” (Müminûn 23/101)

“Kimse, üzerine titrediği bir yakınını bile sormaz. Bunlar onlara gösterilir. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için fidye olarak oğullarını vermek ister. Karısını, kardeşini; kendini barındırmış sülalesini de vermek ister. Hatta yeryüzünde kim varsa hepsini verip kendini kurtarmak ister. (Meâric 70/10–14)


(Tekvir 81/5)
وَإِذَا الْوُحُوشُ حُشِرَتْ
Yabani hayvanlar bir araya getirilince[*],

[*] Sadece yabani hayvanlar değil, bütün hayvanlar tekrar yaratılacak ve bir araya getirilecektir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“Yerde kıpırdayan bütün hayvanlar ve iki kanadıyla uçan kuşlar sizin gibi topluluklardır. Bu Kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık, Sonra onlar Rablerinin huzurunda toplanacaklardır.” (En’âm 6/38)


(Tekvir 81/6)
وَإِذَا الْبِحَارُ سُجِّرَتْ
Denizler doldurulunca[*],

[*] Yürütülen dağlar, denizleri doldurunca karalar genişler. İlgili ayetler şöyledir:

“Yer uzatılınca” (İnşikak 84/3)

“Sana dağları soruyorlar. De ki: «Rabbim, onları un ufak edip savuracak! Yerlerini dümdüz, bomboş bırakacak. Orada ne bir çukur, ne de tümsek göreceksin.”  (Taha 20/105–107)


(Tekvir 81/7)
وَإِذَا النُّفُوسُ زُوِّجَتْ
Ruhla beden[*] birleştirilince,

[*] Ruh, vücudu ev gibi kullanır. Uykuya dalınca gider, uyanınca gelir. Ölen vücut yıkılan ev gibidir; yeniden dirilinceye kadar ruh oraya girmez. Dirilen insan, kendini uykudan uyanmış sanır. “Sura üflenmiştir. İşte o zaman kabirlerinden Rablerine doğru koşup giderler. Yazık oldu bize! Bizi uyuduğumuz yerden kim kaldırdı? derler.” (Yasin 36/51-52)

Ayrıca bkz (Nebe 78/8) dipnotu.


(Tekvir 81/8)
وَإِذَا الْمَوْءُودَةُ سُئِلَتْ
Diri diri gömülen kıza sorulunca[*]:

[*] وَإِذَاالْمَوْؤُودَةُ سَئلَتْ =“Diri diri gömülen kız sorunca” şeklinde kıraat da vardır (Taberî).


(Tekvir 81/9)
بِأَيِّ ذَنْبٍ قُتِلَتْ
Hangi suçtan dolayı öldürüldü diye.


(Tekvir 81/10)
وَإِذَا الصُّحُفُ نُشِرَتْ
Defterler açılınca,


(Tekvir 81/11)
وَإِذَا السَّمَاءُ كُشِطَتْ
Gök sıyrılınca[*]

[*] O gün gökler açılıp dürülmüş ve bir kenara konmuş olacaktır. Allah Teâlâ şöyle buyurur: Göğü, kitap için kâğıt dürer gibi düreceğimiz gün onu, ilkin yaratmaya başladığımız hale çevireceğiz. Bu bizim vaadimizdir; yerine getireceğiz. (Enbiya 21/104)


(Tekvir 81/12)
وَإِذَا الْجَحِيمُ سُعِّرَتْ
Cehennem körüklenince,


(Tekvir 81/13)
وَإِذَا الْجَنَّةُ أُزْلِفَتْ
Cennet yaklaştırılınca,


(Tekvir 81/14)
عَلِمَتْ نَفْسٌ مَا أَحْضَرَتْ
İşte o zaman herkes ne getirdiğini öğrenecektir.


(Tekvir 81/15)
فَلَا أُقْسِمُ بِالْخُنَّسِ
Hayır!.. Dikkat edin kaybolanlara,


(Tekvir 81/16)
الْجَوَارِ الْكُنَّسِ
Akıp giderek (yüzerek) kaybolanlara[*] dikkat edin,

[*] Bunlar akıp giderek (yüzerek) ufuk çizgisinde kaybolan ve geri dönen büyük gemiler (Bkz. Şura 42/32 ve Rahman 55/24) ve akıp giderek kaybolan ve geri dönen gök cisimleri ile gece-gündüzdür. (Bkz. Fatır 35/13, Yasin 36/40). Allah’ın dikkat etmemizi istediği bu hareketleri gözlemlediğimiz takdirde, halihazırda keşfedilmiş bulunan bilgileri doğrulayabilir ve henüz keşfedilmemiş bulunan yeni bilgilere ulaşabiliriz.


(Tekvir 81/17)
وَاللَّيْلِ إِذَا عَسْعَسَ
döndüğü sırada geceye,


(Tekvir 81/18)
وَالصُّبْحِ إِذَا تَنَفَّسَ
Nefeslenince sabaha bak.


(Tekvir 81/19)
إِنَّهُ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَرِيمٍ
(Göreceksin ki) Kur’ân değerli bir elçinin sözüdür[*],

[*] Elçinin sözü, onu gönderenin sözüdür. Bahsi geçen şeyler (gökcisimleri, gece-gündüz vb…) üzerinde düşünenler, bu kitabın Allah’ın kitabı olduğunu anlarlar. Âyetleri Peygambere getiren Cebrail’dir. “Görebildiklerinize ve göremediklerinize yemin ederim ki, Kur’ân şerefli bir elçinin (Cebrail’in) sözüdür. O, bir şairin sözü değildir; ne az inanıyorsunuz! O bir kâhinin sözü de değildir; ne kadar az düşünüyorsunuz! Kur’an, âlemlerin Rabbinden indirilmedir. Eğer o (Muhammed), bize karşı, bazı sözler uydursaydı, onu kuvvetle yakalardık, sonra onun şah damarını koparırdık. Hiçbiriniz de onu koruyamazdınız.” (Hakka 69/38-47)


(Tekvir 81/20)
ذِي قُوَّةٍ عِنْدَ ذِي الْعَرْشِ مَكِينٍ
Güçlü… Bütün yönetimin (arşın) sahibi yanında itibarlı,


(Tekvir 81/21)
مُطَاعٍ ثَمَّ أَمِينٍ
Orada saygı gören, güvenilir elçi Cebrail’in sözüdür.


(Tekvir 81/22)
وَمَا صَاحِبُكُمْ بِمَجْنُونٍ
Sizin arkadaşınız cinlerin etkisinde değildir.


(Tekvir 81/23)
وَلَقَدْ رَآهُ بِالْأُفُقِ الْمُبِينِ
O, Cebrail’i apaçık ufukta görmüştür.


(Tekvir 81/24)
وَمَا هُوَ عَلَى الْغَيْبِ بِضَنِينٍ
Kendindeki gayb bilgisini[*] kimseden saklamaz.

[*] “Allah bütün gaybı bilir ve gaybını dilediği elçi dışında kimseye açmaz. Onun da önüne ve arkasına gözcüler salar ki, o (elçi) Rabbi’nın gönderdiklerin hepsini ulaştırdıklarını bilsin, yanlarında olanı kavrasın ve her şeyi tek tek saysın.“ (Cin 72/26–28)


(Tekvir 81/25)
وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَيْطَانٍ رَجِيمٍ
Bu Kur’ân, taşlanmış Şeytan’ın sözü değildir.


(Tekvir 81/26)
فَأَيْنَ تَذْهَبُونَ
Öyleyse nereye gidiyorsunuz?


(Tekvir 81/27)
إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِلْعَالَمِينَ
Kur’ân, herkesin işine yarayacak doğru bilgidir (zikirdir)[*].

[11] Zikir, kafaya yerleştirilmiş kullanıma hazır bilgidir. Allah’ın zikri, Allah’ın âyetlerinden öğrenilir. Varlıklar âlemi Allah’ın yarattığı âyetlerden, Kur’an ise indirdiği ayetlerden oluşur. O bilgiyi akla ve dile getirmeye de zikir denir. Kafalara yerleşip kullanıma hazır tutulacak asıl bilgi Allah’ın Kitabında olandır. Bu sebeple İlâhî kitapların ortak adı Zikir’dir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Bilin ki, kalplerin yatışıp rahatlaması Allah’ın zikri ile olur.” (Ra’d 13/28)


(Tekvir 81/28)
لِمَنْ شَاءَ مِنْكُمْ أَنْ يَسْتَقِيمَ
Sizden doğruluğu tercih edenler[*] için.

[*] شَاء’ye كوَّن anlamı verilmiş ve âyetin tefsiri şöyle olmuştur.

لِمَن شَاء أي كوَّن منكُمْ أَن يَسْتَقِيمَ أي قدر الإستقامة

Sizden doğruluğu ölçü alanlar için.

وَمَا تَشَاؤُونَ إِلَّا أَن يَشَاء اللَّهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ

Cümlesinde baştaki olumsuz anlam إِلَّا ile olumluya çevrilmiş ve mef’uller hazfedilmiştir. Mef’ûlleri yerine koyarsak âyetin tefsiri şöyle olur:

وَمَا تَشَاؤُونَ أي وَمَا تكوَّنون الشيء إِلَّا أن يَشَاء اللَّهُ أي الا بقدر قد كونه الله رَبُّ الْعَالَمِينَ له


(Tekvir 81/29)
وَمَا تَشَاءُونَ إِلَّا أَنْ يَشَاءَ اللَّهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ
Doğru olmak isteyenlerinizin tercihleri, sadece varlıkların Sahibi[*] olan Allah’ın yaptığı tercihler olmalıdır.

[*] Alemlerin Rabbi