HİCR

TEFSİR
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
İyiliği sonsuz, ikramı bol Allah’ın adıyla,


(Hicr 15/1)
الر ۚ تِلْكَ آيَاتُ الْكِتَابِ وَقُرْآنٍ مُبِينٍ
ELİF! LAM! RA! Bunlar, o Kitap’ın[1*]; açıklayan Kur’ân’ın[2*] ayetleridir.

[1*] Levh-i Mahfuz’daki ana kitabın.

[2*] Kur’ân kelimesi hem son Kitabın isimlerinden biri hem de o kitaptaki hükümlere ulaşmayı sağlayan ayet kümeleri anlamına gelir.


(Hicr 15/2)
رُبَمَا يَوَدُّ الَّذِينَ كَفَرُوا لَوْ كَانُوا مُسْلِمِينَ
Ayetleri görmezlikten gelenler (kafirler), zaman zaman “Keşke biz de tam teslim olanlardan (müslümanlardan) olsak” diye çok arzu ederler[*].

[*] İnanıp güvenmeyen kimsenin(kafirlerin) dünya hayatı ne kadar iyi de olsa zaman zaman iç huzursuzlukları yaşar. Bu sıkıntılar, onun eksikliklerini ve hatalarını fark etmesi için Allah tarafından kendisine verilen ilhamdır. Bunlardan kimi sıkıntısını gidermek için kendisini düzeltme yolunu seçerken kimisi de çareyi daha da azgınlaşmakta bulur. Bu sıkıntının kafirler üzerindeki etkisi En’am 6/125’te ve Allah’ın bütün insanlara ilham yoluyla uyarılarda bulunduğu bilgisi Şems 91/8’dedir. Kişinin göğsünde (kalbinde) olan ruhtur. Kur’an (bir konuda Allah’ın verdiği hükmü içeren ilgili ayetler kümesi) kişinin göğsünde olana şifadır. Bakınız Yunus 10/57.


(Hicr 15/3)
ذَرْهُمْ يَأْكُلُوا وَيَتَمَتَّعُوا وَيُلْهِهِمُ الْأَمَلُ ۖ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ
Bırak onları yesin-içsin hayatın tadını çıkarsınlar, beklentileri kendilerini oyalasın; nasıl olsa yakında öğrenecekler.


(Hicr 15/4)
وَمَا أَهْلَكْنَا مِنْ قَرْيَةٍ إِلَّا وَلَهَا كِتَابٌ مَعْلُومٌ
Biz hiç bir kenti belli bir kitabı olmadan etkisizleştirmedik.


(Hicr 15/5)
مَا تَسْبِقُ مِنْ أُمَّةٍ أَجَلَهَا وَمَا يَسْتَأْخِرُونَ
Bir toplum (ümmet) kendine biçilen süreyi (ecelini) ne kısaltabilir ne de uzatabilir.


(Hicr 15/6)
وَقَالُوا يَا أَيُّهَا الَّذِي نُزِّلَ عَلَيْهِ الذِّكْرُ إِنَّكَ لَمَجْنُونٌ
Dediler ki “Ey kendisine Zikir (Kitap) indirilen kişi! Sen tamamen cinlerin etkisindesin.


(Hicr 15/7)
لَوْ مَا تَأْتِينَا بِالْمَلَائِكَةِ إِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِقِينَ
Söylediğin doğruysa bize melekleri getirsene?”


(Hicr 15/8)
مَا نُنَزِّلُ الْمَلَائِكَةَ إِلَّا بِالْحَقِّ وَمَا كَانُوا إِذًا مُنْظَرِينَ
Biz melekleri sadece gerçek[*] bir iş sebebiyle göndeririz. Gönderdikten sonra da onlara artık süre tanınmaz.

[*] Örneğin Lut Kavminin yok edilmesi işi için gönderilen melekler. O melekler hem gerçek bir iş sebebiyle geldiler, hem de o iş gerçekleri açıkça ortaya çıkarmış oldu. Arapçada EL HAKKI (الحَقِّ) kelimesinin bu çift anlamlı özelliği ne yazık ki Türkçe bakımından mümkün değildir. Örneğin Kur’an-ı Kerim hem bir gerçektir hem de gerçekleri gösterir. Bu nedenle çeviri genelinde EL HAKKI geçen ayetlere parantez veya dipnot ile açıklama getirme ihtiyacı oluşmuştur.


(Hicr 15/9)
إِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا الذِّكْرَ وَإِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ
O Zikri (Kitabı) sana Biz indirdik Biz. Onu koruyacak olan da Biziz.


(Hicr 15/10)
وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ فِي شِيَعِ الْأَوَّلِينَ
Senden önceki insan topluluklarına da elçiler gönderdik.


(Hicr 15/11)
وَمَا يَأْتِيهِمْ مِنْ رَسُولٍ إِلَّا كَانُوا بِهِ يَسْتَهْزِئُونَ
Onlara ne zaman bir elçi gelse mutlaka hafife alırlar.


(Hicr 15/12)
كَذَٰلِكَ نَسْلُكُهُ فِي قُلُوبِ الْمُجْرِمِينَ
Hep böyle olur. Onu (Zikri) suçluların kalplerine[*] işleriz.

[*] Aslında o zikirin(kitabın) doğru olduğunu içten(kalpten) bilirler.


(Hicr 15/13)
لَا يُؤْمِنُونَ بِهِ ۖ وَقَدْ خَلَتْ سُنَّةُ الْأَوَّلِينَ
Bunlar ona inanmazlar; hâlbuki öncekilere uygulanan kanun açıktır.


(Hicr 15/14)
وَلَوْ فَتَحْنَا عَلَيْهِمْ بَابًا مِنَ السَّمَاءِ فَظَلُّوا فِيهِ يَعْرُجُونَ
Üzerlerine gökten bir kapı açsak, onlar da oradan yukarı çıksalar,


(Hicr 15/15)
لَقَالُوا إِنَّمَا سُكِّرَتْ أَبْصَارُنَا بَلْ نَحْنُ قَوْمٌ مَسْحُورُونَ
(Yine de) Şöyle derler: “Kesin gözlerimiz döndürülmüş; biz büyülenmiş bir topluluğuz.”


(Hicr 15/16)
وَلَقَدْ جَعَلْنَا فِي السَّمَاءِ بُرُوجًا وَزَيَّنَّاهَا لِلنَّاظِرِينَ
(Birinci kat) Gökte[*] yıldızlar (burçlar) oluşturduk. Seyredenler için onları süsledik.

[*] Birinci kat gök. Bu gök şu an için bizim bildiğimiz evrendir. Kuran, bu evrenden(gökten) hariç 6 tane daha göğün üst üste inşa edildiğini bildirmektedir.


(Hicr 15/17)
وَحَفِظْنَاهَا مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ رَجِيمٍ
(Birinci kat) Göğü, taşlanmış şeytanların hepsinden koruduk.[*]

[*] Türkçeye “korumak” olarak çevirdiğimiz kelime “حَفِظْنَا : hafıznâ” dır. Muhafaza etmek anlamına gelir. Örneğin bir şeyi elinizde muhafaza etmeniz gerektiğinde onun elinizin içine alır, etrafını örtersiniz. Birinci kat gök bu şekilde muhafaza edilmiştir. Cin(melek) grubu varlıklardan olan şeytanlar birinci kat semanın muhafaza edilen sınırına kadar gidebilirler. Bu semanın dışına çıkmaları ayetin hükmü gereği mümkün değildir.

 

 

(Hicr 15/18)
إِلَّا مَنِ اسْتَرَقَ السَّمْعَ فَأَتْبَعَهُ شِهَابٌ مُبِينٌ
Ancak kulak hırsızlığı(dinleme) yapan olabilir, onu da hemen parlak bir ateş parçası takip eder.


(Hicr 15/19)
وَالْأَرْضَ مَدَدْنَاهَا وَأَلْقَيْنَا فِيهَا رَوَاسِيَ وَأَنْبَتْنَا فِيهَا مِنْ كُلِّ شَيْءٍ مَوْزُونٍ
Yeri uzattık, içine oturaklı dağları yerleştirdik. Orada her bitkiyi dengeli olarak bitirdik.


(Hicr 15/20)
وَجَعَلْنَا لَكُمْ فِيهَا مَعَايِشَ وَمَنْ لَسْتُمْ لَهُ بِرَازِقِينَ
Yeryüzünde sizin için de rızkı size ait olmayan kimseler (akıllı varlıklar) için de yaşam alanları oluşturduk.


(Hicr 15/21)
وَإِنْ مِنْ شَيْءٍ إِلَّا عِنْدَنَا خَزَائِنُهُ وَمَا نُنَزِّلُهُ إِلَّا بِقَدَرٍ مَعْلُومٍ
Hiç bir şey yoktur ki kaynakları bizim katımızda olmasın. Onu ancak belli bir ölçüye göre göndeririz.


(Hicr 15/22)
وَأَرْسَلْنَا الرِّيَاحَ لَوَاقِحَ فَأَنْزَلْنَا مِنَ السَّمَاءِ مَاءً فَأَسْقَيْنَاكُمُوهُ وَمَا أَنْتُمْ لَهُ بِخَازِنِينَ
Rüzgârları aşı yapma göreviyle göndeririz. Gökten su indirir, onunla su ihtiyacınızı karşılarız. Onun kaynağı sizin elinizde değildir.


(Hicr 15/23)
وَإِنَّا لَنَحْنُ نُحْيِي وَنُمِيتُ وَنَحْنُ الْوَارِثُونَ
Biziz hayat veren de öldüren de; biz! Ve her şeye biz mirasçı olacağız.


(Hicr 15/24)
وَلَقَدْ عَلِمْنَا الْمُسْتَقْدِمِينَ مِنْكُمْ وَلَقَدْ عَلِمْنَا الْمُسْتَأْخِرِينَ
Muhakkak ki biz, sizden yapması gerekenleri yapmış olanları da yapması gerekenleri yapmayıp erteleyenleri de biliyoruz.


(Hicr 15/25)
وَإِنَّ رَبَّكَ هُوَ يَحْشُرُهُمْ ۚ إِنَّهُ حَكِيمٌ عَلِيمٌ
Senin Rabbin[*] onların hepsini kıyamet günü bir araya getirecektir. O bilir, doğru kararlar verir.

[*] Sahibin


(Hicr 15/26)
وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنْسَانَ مِنْ صَلْصَالٍ مِنْ حَمَإٍ مَسْنُونٍ
Biz o insanı[*] kurumuş, yıllanıp kokuşmuş kara balçıktan yarattık.

[*] Adem’i.


(Hicr 15/27)
وَالْجَانَّ خَلَقْنَاهُ مِنْ قَبْلُ مِنْ نَارِ السَّمُومِ
Cânnı[*] da daha önce zehirli ateşten yaratmıştık.

[*] Cinlerin atasını


(Hicr 15/28)
وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلَائِكَةِ إِنِّي خَالِقٌ بَشَرًا مِنْ صَلْصَالٍ مِنْ حَمَإٍ مَسْنُونٍ
Bir gün Rabbin meleklere demişti ki “Ben kurumuş, yıllanıp kokuşmuş kara balçıktan bir beşer (deri yapısı farklı bir canlı) yaratacağım.


(Hicr 15/29)
فَإِذَا سَوَّيْتُهُ وَنَفَخْتُ فِيهِ مِنْ رُوحِي فَقَعُوا لَهُ سَاجِدِينَ
Onu tamamlayıp içine ruhumdan üflediğimde ona secdeye kapanın.”


(Hicr 15/30)
فَسَجَدَ الْمَلَائِكَةُ كُلُّهُمْ أَجْمَعُونَ
Sonra bütün melekler birlikte (Âdem’e) secde ettiler..


(Hicr 15/31)
إِلَّا إِبْلِيسَ أَبَىٰ أَنْ يَكُونَ مَعَ السَّاجِدِينَ
Onlardan bir tek İblis ayrıldı; secde edenlere katılmamakta direndi.


(Hicr 15/32)
قَالَ يَا إِبْلِيسُ مَا لَكَ أَلَّا تَكُونَ مَعَ السَّاجِدِينَ
Allah dedi ki “Bak İblis! Sana ne oldu da secde edenlere katılmadın?”


(Hicr 15/33)
قَالَ لَمْ أَكُنْ لِأَسْجُدَ لِبَشَرٍ خَلَقْتَهُ مِنْ صَلْصَالٍ مِنْ حَمَإٍ مَسْنُونٍ
”Kurumuş, yıllanıp kokuşmuş kara balçıktan yarattığın beşere secde edemem” dedi.


(Hicr 15/34)
قَالَ فَاخْرُجْ مِنْهَا فَإِنَّكَ رَجِيمٌ
Allah dedi ki “Çık oradan! Sen taşlanacaksın.


(Hicr 15/35)
وَإِنَّ عَلَيْكَ اللَّعْنَةَ إِلَىٰ يَوْمِ الدِّينِ
Hesap verme gününe kadar hep dışlanacaksın (lanetlisin).”


(Hicr 15/36)
قَالَ رَبِّ فَأَنْظِرْنِي إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ
(İblis) Dedi ki “Rabbim! Bunların tekrar dirilecekleri güne kadar bana süre[*] ver.”

[*]  Bu ayetten Meleklerin de ömürlü varlıklar olduğu ancak bazılarına kıyamet gününe kadar yaşama hakkı tanındığı anlaşılıyor.


(Hicr 15/37)
قَالَ فَإِنَّكَ مِنَ الْمُنْظَرِينَ
(Allah) Dedi ki “Sen kendisine süre verilenlerdensin.


(Hicr 15/38)
إِلَىٰ يَوْمِ الْوَقْتِ الْمَعْلُومِ
Belli günün vakti gelinceye kadar.”


(Hicr 15/39)
قَالَ رَبِّ بِمَا أَغْوَيْتَنِي لَأُزَيِّنَنَّ لَهُمْ فِي الْأَرْضِ وَلَأُغْوِيَنَّهُمْ أَجْمَعِينَ
İblis dedi ki “Rabbim! Beni aşırılığa sevk etmene karşılık[1] ben de bunlara dünyadakileri süsleyeceğim ve hepsini aşırılığa sevk edeceğim.

[*] Bu ayetten anlaşılacağı üzere İblis, kendi suçunu Allah’a atmaktadır. Günümüz kadercilik anlayışının temelinde de aynı mantık gözlemlenebilir. Kaderciler, her şeyin ezelden belirlenmiş olduğu kanaatiyle kendi hatalarını Allah’a mal etme eğilimi gösterirler.


(Hicr 15/40)
إِلَّا عِبَادَكَ مِنْهُمُ الْمُخْلَصِينَ
Sana yürekten bağlı olanları değil.”


(Hicr 15/41)
قَالَ هَٰذَا صِرَاطٌ عَلَيَّ مُسْتَقِيمٌ
Allah dedi ki “Bu, bana varan doğru yoldur.


(Hicr 15/42)
إِنَّ عِبَادِي لَيْسَ لَكَ عَلَيْهِمْ سُلْطَانٌ إِلَّا مَنِ اتَّبَعَكَ مِنَ الْغَاوِينَ
Kullarımın üzerinde senin bir üstünlüğün (gücün, yetkin)[*] yoktur. Yanlışa saplanıp sana uyanlar başka.”

[*] Bkz. İbrahim 14/22


(Hicr 15/43)
وَإِنَّ جَهَنَّمَ لَمَوْعِدُهُمْ أَجْمَعِينَ
Cehennem bunların hepsinin buluşacağı yerdir.


(Hicr 15/44)
لَهَا سَبْعَةُ أَبْوَابٍ لِكُلِّ بَابٍ مِنْهُمْ جُزْءٌ مَقْسُومٌ
Cehennem’in yedi kapısı vardır. Her kapıdan onların bir bölüğü girer.


(Hicr 15/45)
إِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ
Allah’tan çekinerek korunmuş olanlar[1] ise bahçelerde ve pınar başlarında olurlar.

[*] Müttekiler:Allah’tan çekinerek korunanlar,kendini(fıtratını) bozmayanlar. Bakınız Bakara 2/2


(Hicr 15/46)
ادْخُلُوهَا بِسَلَامٍ آمِنِينَ
“Oralara esenlik ve güvenle girin” denmiştir.


(Hicr 15/47)
وَنَزَعْنَا مَا فِي صُدُورِهِمْ مِنْ غِلٍّ إِخْوَانًا عَلَىٰ سُرُرٍ مُتَقَابِلِينَ
Biz göğüslerindeki kötü bağlantıları[*] söküp atmış oluruz. Kardeşler halinde karşılıklı sedirler üzerindedirler.

[*] Bakınız Araf 7/43


(Hicr 15/48)
لَا يَمَسُّهُمْ فِيهَا نَصَبٌ وَمَا هُمْ مِنْهَا بِمُخْرَجِينَ
Onlar orada yorgunluk nedir bilmezler. Oradan çıkarılacak da değildirler.


(Hicr 15/49)
نَبِّئْ عِبَادِي أَنِّي أَنَا الْغَفُورُ الرَّحِيمُ
Kullarıma bildir ki ben, günahları örterim, ikramım da boldur.


(Hicr 15/50)
وَأَنَّ عَذَابِي هُوَ الْعَذَابُ الْأَلِيمُ
Azabım da şiddetlidir, can yakan bir azaptır.


(Hicr 15/51)
وَنَبِّئْهُمْ عَنْ ضَيْفِ إِبْرَاهِيمَ
Onlara İbrahim’in konuklarından da haber ver.


(Hicr 15/52)
إِذْ دَخَلُوا عَلَيْهِ فَقَالُوا سَلَامًا قَالَ إِنَّا مِنْكُمْ وَجِلُونَ
Bir gün İbrahim’in yanına girmişler ve “Selâm(esenlik ve güvenlik dileriz)” demişlerdi. İbrahim: “Biz sizden kuşku duyuyoruz” dedi.


(Hicr 15/53)
قَالُوا لَا تَوْجَلْ إِنَّا نُبَشِّرُكَ بِغُلَامٍ عَلِيمٍ
“Kuşkulanma” dediler. “Sana bilgin bir oğlun olacağını müjdelemeye geldik.”


(Hicr 15/54)
قَالَ أَبَشَّرْتُمُونِي عَلَىٰ أَنْ مَسَّنِيَ الْكِبَرُ فَبِمَ تُبَشِّرُونَ
“Yaşlılık üzerime iyice çökmüşken mi müjde getiriyorsunuz? Neyin müjdesini veriyorsunuz?”


(Hicr 15/55)
قَالُوا بَشَّرْنَاكَ بِالْحَقِّ فَلَا تَكُنْ مِنَ الْقَانِطِينَ
Dediler ki “Sana bir gerçeği müjdeliyoruz. Sakın umudunu kesenlerden olma.”


(Hicr 15/56)
قَالَ وَمَنْ يَقْنَطُ مِنْ رَحْمَةِ رَبِّهِ إِلَّا الضَّالُّونَ
Dedi ki “Sapkınlar dışında kim Rabbinin ikramından umudunu keser?”


(Hicr 15/57)
قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ أَيُّهَا الْمُرْسَلُونَ
İbrahim dedi ki “Ey elçiler! Asıl işiniz nedir?


(Hicr 15/58)
قَالُوا إِنَّا أُرْسِلْنَا إِلَىٰ قَوْمٍ مُجْرِمِينَ
Dediler ki “Aslında biz, günaha batmış bir topluluğa gönderildik.


(Hicr 15/59)
إِلَّا آلَ لُوطٍ إِنَّا لَمُنَجُّوهُمْ أَجْمَعِينَ
Ama Lut’un ailesi onlardan değildir; ailesinin bütün fertlerini kurtaracağız.


(Hicr 15/60)
إِلَّا امْرَأَتَهُ قَدَّرْنَا ۙ إِنَّهَا لَمِنَ الْغَابِرِينَ
Eşi hariç. Onun davranışlarını ölçtük, küller altında kalacaklardan olduğu ortaya çıktı.”


(Hicr 15/61)
فَلَمَّا جَاءَ آلَ لُوطٍ الْمُرْسَلُونَ
Elçiler Lut ailesine vardılar,


(Hicr 15/62)
قَالَ إِنَّكُمْ قَوْمٌ مُنْكَرُونَ
Lut dedi ki “Sizler tanınmamış bir topluluksunuz.”


(Hicr 15/63)
قَالُوا بَلْ جِئْنَاكَ بِمَا كَانُوا فِيهِ يَمْتَرُونَ
Dediler ki “Hayır, sana bunların inanmak istemedikleri şeyi getirdik.


(Hicr 15/64)
وَأَتَيْنَاكَ بِالْحَقِّ وَإِنَّا لَصَادِقُونَ
Sana bunların hak ettiği şeyi getirdik. Bizler dosdoğru kimseleriz.


(Hicr 15/65)
فَأَسْرِ بِأَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِنَ اللَّيْلِ وَاتَّبِعْ أَدْبَارَهُمْ وَلَا يَلْتَفِتْ مِنْكُمْ أَحَدٌ وَامْضُوا حَيْثُ تُؤْمَرُونَ
Gecenin bir bölümünde aileni yola çıkar; sen de arkalarından git. İçinizden kimse geriye dönüp bakmasın. Sizden istenen yere kadar geçip gidin.”


(Hicr 15/66)
وَقَضَيْنَا إِلَيْهِ ذَٰلِكَ الْأَمْرَ أَنَّ دَابِرَ هَٰؤُلَاءِ مَقْطُوعٌ مُصْبِحِينَ
Şu kesin kararı ona bildirdik: “Sabaha girdiklerinde bunların kökü kesilmiş olacaktır.”


(Hicr 15/67)
وَجَاءَ أَهْلُ الْمَدِينَةِ يَسْتَبْشِرُونَ
Bundan önce şehir halkı, bir birlerine müjdeler vererek gelmişlerdi.


(Hicr 15/68)
قَالَ إِنَّ هَٰؤُلَاءِ ضَيْفِي فَلَا تَفْضَحُونِ
Lut şöyle demişti: “Bunlar benim konuklarım; onların yanında beni utandırmayın.


(Hicr 15/69)
وَاتَّقُوا اللَّهَ وَلَا تُخْزُونِ
Allah’tan çekinin de beni rezil etmeyin.


(Hicr 15/70)
قَالُوا أَوَلَمْ نَنْهَكَ عَنِ الْعَالَمِينَ
Onlar şu karşılığı vermişlerdi: “Sana kimsenin işine karışma dememiş miydik?”


(Hicr 15/71)
قَالَ هَٰؤُلَاءِ بَنَاتِي إِنْ كُنْتُمْ فَاعِلِينَ
Lut da şöyle demişti: “Eğer yaklaşmak istiyorsanız, işte kızlarım, (onlarla evlenin[*1].)

[*1]  Allah'ın Elçisinin evlilik dışı ilişkiyi onaylaması mümkün olmadığından burada (onlarla evlenin) sözünün gizli emir olarak yer alması zorunludur. Cümleyi yarım bırakmış olması, halkın Lut aleyhisselamı çok bunalttığını gösterir. Bu âyet, din farkının evlenmeyi haram kılmadığını da gösterir. Çünkü Tahrim Suresi 10. âyete göre Lut'un karısı kafirdi ama onun eşi olmaya devam ediyordu.

Müslüman kadının müslüman olmayan erkekle evlenmesini caiz görmeyenler şu âyete dayanırlar: "İman edene kadar, müşrik kadınlarla evlenmeyin. İman etmiş esir kadın, müşrik kadından elbette iyidir; isterse sizi çok etkilemiş olsun. İman edene kadar, müşrik erkeklere kız vermeyin. İman etmiş esir erkek, müşrikten elbette daha iyidir; isterse sizi çok etkilemiş olsun. Onlar sizi ateşe çağırırlar, Allah ise kendi izniyle Cennet’e ve günahlardan arınmaya çağırır. Allah âyetlerini insanlara açıklar ki akıllarını başlarına toplasınlar." (Bakara 2/221)

Âyette geçen “daha iyi” ifadeleri, böyle bir evliliğin tavsiye edilmediğini gösterir ama haram kılmaz. Zaten Lut kavminin tamamının kafir olması, kızlarının kafirden başkasıyla evlenmesini imkansız kılar. Nebîmiz’in kızı Zeyneb’in eşi Ebü’l-Âs b. er-Rebî de hicretin 6. yılına kadar müslüman olmamıştı. Nebîmizin, din farkından dolayı kimseyi eşinden ayırmamış olması da bunu destekler.

 


(Hicr 15/72)
لَعَمْرُكَ إِنَّهُمْ لَفِي سَكْرَتِهِمْ يَعْمَهُونَ
(Muhammed!) Senin hayatına yemin ederim ki onlar sarhoşlukları içinde bocalar halde duruyorlardı.


(Hicr 15/73)
فَأَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ مُشْرِقِينَ
Gün doğarken dehşet bir sesle sarsıldılar.


(Hicr 15/74)
فَجَعَلْنَا عَالِيَهَا سَافِلَهَا وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِنْ سِجِّيلٍ
Oranın altını üstüne getirdik. Üzerlerine pişmiş balçıktan taşlar yağdırdık.


(Hicr 15/75)
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَآيَاتٍ لِلْمُتَوَسِّمِينَ
İnceleme yapmak isteyenler için[*] bunda kesin belgeler (ayetler) vardır.

[*] لِّلْمُتَوَسِّمِينَ (li el mutevessimîne) : Sözlüklere bakınca "inceleme yapacaklar için" anlamı çıkıyor. 


(Hicr 15/76)
وَإِنَّهَا لَبِسَبِيلٍ مُقِيمٍ
Orası bugün bir yol üzerinde durmaktadırlar.


(Hicr 15/77)
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَآيَةً لِلْمُؤْمِنِينَ
Bunda inananlar için kesin bir belge (ayet) vardır.


(Hicr 15/78)
وَإِنْ كَانَ أَصْحَابُ الْأَيْكَةِ لَظَالِمِينَ
Bir başka gerçek de Eyke ahalisinin zalimlikleridir[*].

[*] Yanlış yapmak, yanlışlar içinde olmak


(Hicr 15/79)
فَانْتَقَمْنَا مِنْهُمْ وَإِنَّهُمَا لَبِإِمَامٍ مُبِينٍ
Onlara da hak ettikleri cezayı verdik. Bu ikisi aynı ana yol üzerinde açıkça görülmektedir.

 Onlara da hak ettikleri cezayı verdik. Bu ikisi aynı ana yol üzerinde açıkça görülmektedir.


(Hicr 15/80)
وَلَقَدْ كَذَّبَ أَصْحَابُ الْحِجْرِ الْمُرْسَلِينَ
Hicr ahalisi de gelen elçileri yalancı saymışlardı.


(Hicr 15/81)
وَآتَيْنَاهُمْ آيَاتِنَا فَكَانُوا عَنْهَا مُعْرِضِينَ
Hâlbuki onlara mucizeler (ayetler) vermiştik ama yüz çevirmişlerdi.


(Hicr 15/82)
وَكَانُوا يَنْحِتُونَ مِنَ الْجِبَالِ بُيُوتًا آمِنِينَ
Dağları yontar, güven duydukları evler haline getirirlerdi.


(Hicr 15/83)
فَأَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ مُصْبِحِينَ
Onlar da sabaha girerken dehşet bir sesle sarsılmışlardı.


(Hicr 15/84)
فَمَا أَغْنَىٰ عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَكْسِبُونَ
Kazandıkları şeyler hiçbir işlerine yaramamıştı.


(Hicr 15/85)
وَمَا خَلَقْنَا السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا إِلَّا بِالْحَقِّ ۗ وَإِنَّ السَّاعَةَ لَآتِيَةٌ ۖ فَاصْفَحِ الصَّفْحَ الْجَمِيلَ
Gökleri, yeri ve bu ikisi arasında olanları başka şekilde değil, gerçek varlıklar olarak yarattık. Kıyamet saati nasıl olsa gelecektir. Öyleyse sen de bunlara yeni bir sayfa aç, hiç bir şey olmamış gibi güzel davran.


(Hicr 15/86)
إِنَّ رَبَّكَ هُوَ الْخَلَّاقُ الْعَلِيمُ
Yaratan ve her şeyi bilen Rabbindir.


(Hicr 15/87)
وَلَقَدْ آتَيْنَاكَ سَبْعًا مِنَ الْمَثَانِي وَالْقُرْآنَ الْعَظِيمَ
“Sana o mesânîden yedi (âyeti)[*], o yüce kur’ân’ı verdik.”

[*] (ٱلْمَثَانِى) el-mesani olarak ifade edilen bilenen mesani'dir.(Zümer 39/23)  "O mesani"  olarak türkçeye çevrilebilir. 

Burada mesânîlerden yedisine dikkat çekmiştir ki, onlar Fatiha (Fatiha 1/1-7) ’nın âyetleridir. Bu sebeple Fatiha, Kur’ân’dan süzülmüş bir öz ve surelerin en yücesi olmuştur.


(Hicr 15/88)
لَا تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ إِلَىٰ مَا مَتَّعْنَا بِهِ أَزْوَاجًا مِنْهُمْ وَلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِلْمُؤْمِنِينَ
Onlardan kimine verdiğimiz kat kat nimetlere gözlerini dikme ve onlara karşı üzülme. Sen inanıp güvenenlere kol kanat ol.


(Hicr 15/89)
وَقُلْ إِنِّي أَنَا النَّذِيرُ الْمُبِينُ
De ki “Ben her şeyi açıkça ortaya koyan bir uyarıcıyım.”


(Hicr 15/90)
كَمَا أَنْزَلْنَا عَلَى الْمُقْتَسِمِينَ
Nitekim (dinlerini) bölüp ayıranlara da (cezayı) indireceğiz.


(Hicr 15/91)
الَّذِينَ جَعَلُوا الْقُرْآنَ عِضِينَ
Bu Kur’ân’ı parça parça edenlere.


(Hicr 15/92)
فَوَرَبِّكَ لَنَسْأَلَنَّهُمْ أَجْمَعِينَ
Rabbine yemin olsun ki hepsini sorguya çekeceğiz,


(Hicr 15/93)
عَمَّا كَانُوا يَعْمَلُونَ
Yaptıkları bu işlerden dolayı.


(Hicr 15/94)
فَاصْدَعْ بِمَا تُؤْمَرُ وَأَعْرِضْ عَنِ الْمُشْرِكِينَ
“Sana ne emredildiyse başlarını çatlatırcasına onlara bildir. Müşriklere de aldırma.


(Hicr 15/95)
إِنَّا كَفَيْنَاكَ الْمُسْتَهْزِئِينَ
Seni inceden inceye alaya alanlara karşı bizim desteğimiz yeterli olur.


(Hicr 15/96)
الَّذِينَ يَجْعَلُونَ مَعَ اللَّهِ إِلَٰهًا آخَرَ ۚ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ
Onlar, Allah ile birlikte başka bir ilah oluşturmuşlardır; nasıl olsa yakında öğrenecekler.


(Hicr 15/97)
وَلَقَدْ نَعْلَمُ أَنَّكَ يَضِيقُ صَدْرُكَ بِمَا يَقُولُونَ
İyi biliyoruz ki onların sözlerinden dolayı için daralıyor.


(Hicr 15/98)
فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَكُنْ مِنَ السَّاجِدِينَ
Her şeyi güzel yaptığından dolayı Rabbine ibadet et ve secde edenlerden ol.


(Hicr 15/99)
وَاعْبُدْ رَبَّكَ حَتَّىٰ يَأْتِيَكَ الْيَقِينُ
O açık gerçek (ölüm) gelinceye kadar Rabbine kul olmaya devam et.